top of page

Kendinden Azade

Yazarın fotoğrafı: Ulviye Yaşar
Ulviye Yaşar
6 Eki
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 8 Eki

‘’Kendimi bulduğumda, Jim Carrey kayboldu.’’ Jim Carrey



Eat Pray Love filminde Julia Roberts’ın canlandırdığı Elizabet Gilbert (Liz) karakterinin filmin başlarında izlediğimiz değişme arzusunu yakın arkadaşına anlattığı sahneyi kendi içimde yaklaşık 5 yıldır belli aralıklarla yaşıyorum. Bu yüzden de hayatımda birçok şey artarda değişime uğradı. Çünkü izin verdim. Bir şeylerden özgürleşmeye ihtiyacım vardı. Öyle de oldu. Ancak hiç kolay değilmiş. Birilerinden, bir şeylerden özgürleşmek zor iken insanın bazı dönemeçlerde kendini o virajda bırakıp özgürleşmesi meğer çok daha zormuş. Bunu depresif bir yerden söylemiyorum. Aksine benim için oldukça pozitif bir tercih. Evet tercih. Çünkü kimse istemeden, gerçekten istemeden değişime açık olamaz. Ne kadar değişebileceğimiz elbette bilinmez. Benliği oluşturan bazı şeylerin değişimi de haliyle öznel. Geçtiğimiz haftalarda yine bir konuda düşüncemin ve tutumumun değişmesi gerektiğini harcadığım uzun mesailerim sonrasında farkına vararak kabullendim. Evrenin bizi duyuşlarına sonsuz inancım olduğu için sanırım tam o günlerde bana çok güzel bir jest yaptı ve karşıma psikiyatrist, yazar Cem Mumcu’nun Dialogger adlı Youtube kanalındaki Köpüksüz Sanat isimli programının 1.bölümünden bir kesit karşıma çıkardı. 

 ‘’Kişinin kendi olma macerası her zaman cesaret ister. Özgür olursun çünkü. Azade olursun. Onay veriyorlar, onay almıyorlar, beğeniyorlar, beğenmiyorlar gibi şeylerden özgürleşirsin. Ama çok korkutucudur çünkü sorumluluk senindir. Şunu hep söylerim. Herkes bende özgür olmak istiyorum der ya… Çocuklar, gençler, insanlar, bilmem neler, toplumlar… Özgürlük çok korkutucudur hepiniz için. Ben biliyorum niye korktuğunuzu da. Ne hissettiğinizi biliyorum ama ona baksanız özgürleşmeyi o zaman yaşayabiliriz.’’ böyle diyordu sayın Mumcu. Üstüne üstlük mahvolmaya açık olduğum bir anda olması çok ilginçti. Öyle de oldu. Mahvoldum. İçeriği izledikten sonra en az 15 dakika kendime gelemedim. Tamam ben her şeye fazla anlam yüklüyor, fazla hassas biri olabilirim. Bu da kabul. Bu durumdan da şikayetçi değilim. Kendimi kabul…


Yazar Nihan Kaya da ‘’İçimizdeki o olmak isteyen, doğmak isteyen benliklerimizin yasını tutuyoruz.’’ der. Evet, değişim zor ama imkânsız değil. Ne ölçüde değişmek istediğinize siz karar veriyorsanız da korkulacak hiçbir şey yok. Başkaları istiyor diye değil siz istiyorsunuz diye eyleme geçiyor ve de kendinize, inancınıza, zorluklar karşısındaki güçlü duruşunuzun getireceği armağanlara da açıksanız eğer değişim fevkalade… Bana gelirsek Liz gibi değişime ihtiyacım olduğu ve bana iyi geleceğinin bilincindeydim. Harekete geçmem gerekiyordu. Zordu. Ama okkalı bir ama ve inancım vardı. İstiyordum, iyi geleceğini hissediyordum. Cem Mumcu’nun dediklerine de harfiyen katılıyorum. Ancak günün birinde birilerinden, bir şeylerden, düşüncelerden azade olmak istiyorsanız tüm tereddütlerinize fazlasıyla değebilecek bir karar.


Yazının son demine gelirsek… Bazen bırakalım hayat aksın. Bazen direnelim. Dengeyi kurduktan sonra hiçbiri zor değil. Bazen öylesi iyi gelir ve öyledir. Bazen tam tersi. Kontrastlıklarla oluşan ahenk ile de pekâlâ kendimiz olabiliriz. Ve unutmadan belki şimdi veyahut günün birinde mutlaka kendimiz olma maceramızdaki azade oluşlarımıza…


11.14

06.10.2026 – Podgorica / MONTENEGRO

 
 
 

2 Yorum


Burak Süalp
08 Eki

Son paragrafta ne güzel özetlemişsin. Bazen öyle, bazen böyle. Bazen ağlar, bazen mücadele eder, bazen korkar, bazen de güleriz. Hayat. Hatta bazen olduğu gibi kabul ederiz her şeyi, herkesi ve kendimizi. Bazen de değiştirmeye çalışırız. Hayatı tanımlamanın ve anlamlandırmanın bu kadar zor olmasının sebebi şu olabilir mi acaba: Her birimiz ömrümüz boyunca her gün, her hafta, her ay değerlendirebileceğimiz, farklı kararlar alabileceğimiz sayısız seçenekle karşı karşıya kalıyoruz. Her kararla da yeni bi yöne doğru ilerliyoruz. Veya ilerlemiyoruz :) Her insanın hayatının anlamı kendi içinde, kendi yolculuğunda, kendi kişisel menkıbesinde olsa gerek. Hayatın anlamını genellemek sanırım imkansız.


Kalemine sağlık sevgili yazar. İyi ki varsın.

Beğen
Ulviye Yaşar
Ulviye Yaşar
10 Eki
Şu kişiye cevap veriliyor:

Ne güzel de bir yorum olmuş. Çok teşekkür ederim. O halde son söz belli. Kendi kişisel menkıbelerimize sarılarak yol almaya devam...

Beğen
bottom of page