A secret of garden
- Ulviye Yaşar

- 22 saat önce
- 2 dakikada okunur
‘’Şeffaf olan parlamaz. Parlaklık, ışığın kırıldığı yerde oluşur.’’ Byung-Chul Han

Defalarca Grammy ödülü kazanmış olan, özellikle heavy metal ve rap müziğini bir araya getirmesiyle tanınan müzik yapımcısı Frederick Jay Rubin veyahut daha bilinen ismiyle Rick Rubin’in benim hayatımdaki çarpıcı etkisi ise ismen ve mesleki başarısının beraberinde getirdiği bilinirliğinden ziyade ‘’Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi’’ adlı kitabını okumam ile şekillendi. Rubin kitabında şöyle der: ‘’Sanat icra ederken, insanların kendi gizli yansımalarını görebileceği bir ayna yaratırız.’’ Okuduğum andan itibaren ezberimde yer edinen anekdotlar arasına girmesi bir yana yazarken fark ettiğim kendimin, ruhumun katmanlarına de ışık tutmuştu sanki. Hatta Fransız şair, yazar ve düşünür Paul Valéry'nin de bu konuya dair yine çok sevdiğim sözlerinden ‘’Kendimizden ne kadar habersiz olduğumuzu, yazdıklarımızı yeniden okurken anlarız.’’ içimde anlamladıramadığım derecede çok sevdiğim ve bana iyi hisssettiren yazma halime tadında bir özettir. Çünkü içimizdeki belki varlığını bile unuttuğumuz sahip olduğumuz renkleri de karanlık tarafları da bir takım şeyler olmadan ortaya çıkarabileceğimizin pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Kendimden en habersiz olduğum konuları fark etmeye başladığımda ise kırgınlığın, kırılmabilmemin, bazı şeylere defalarca kırılıyor olmamın benim yaşamımda benim bile bilmediğim ölçüde önem arz ettiğini yeni keşfediyorum. Ve bu kırılganlık konusu şu son zamana kadar hep güçsüzlük olarak yer alırdı benim zihnimde. Fakat şimdi o görüşten o kadar uzaktayım ki... Sanırım kırılganlığın bendeki tanımı artık şöyle: Sevdiğim, inandığım, umudum olan şeylere dair hissetmekten vazgeçmeyiş tonunda bir pozitif tepkime. Demekki bir şeyler yaşamak, bir şeyler hissetmeye cesaretim var ve iliklerime kadar hissedip akışta gelişen olayların beraberinde de kırılabiliyorum. Bir nevi sessiz güç. Malum kendi içimizde olanları hissetmeye her zaman izin verebilmek pek kolay bir eylem olamıyor.
Bilimsel yorum ile de kırılganlık konusunu ele alacak olursak... Travmalar alanında uzmanlaşmış psikiyatrist ve yazar Gabor Maté’nin kırılganlık üzerine yaptığı konuşması: ‘’Kırılganlık, büyüme için kesinlikle gereklidir. Kırılganlık kelimesinin kökü ‘savunmasızlıktan’ ve ‘yara almaktan’ gelir. Yani kırılganlık, bizim yaralanma kapasitemizdir. Gerçek şu ki insanlar olarak hepimiz kırılganız. Doğduğumuz andan ölene kadar… Ama çocukluk döneminde yara aldığımızda ve kırılganlık çok acı verici bir hal aldığında kırılganlığımızı kapatmaya çalışırız. Mesela ‘haklı’ olduğumuzu’ düşünerek. Çünkü eğer haklıysam o zaman güçlüyümdür ve artık kimse bana saldıramaz. Ancak bunu yaptığımızda büyümemiz duruyor. Doğadaki her şey sadece kırılgan olduğunda büyür. Mesela kabuklu bir deniz canlısı, örneğin bir yengeç sert bir kabuğun içinde büyüyemez. Büyümesi için kendine şekil vermesi ve kırılgan bir halde olması gerekir. Bir ağaç sert ve kalın olduğu zaman büyüyemez değil mi? Yumuşak ve kırılgan olduğu zaman büyür. Yani kırılganlık büyüme için kesinlikle gereklidir. Ve bu kırılganlık için o savunmaları serbest bırakmak gerekir. Mesela ‘haklı olmak’ gibi. Çocukken kendini acıdan korumak için geliştirdiğin savunmaları serbest bırakmalısın. Bu yüzden büyüme acılarından bahsederiz. Çünkü kırılganlık büyüme için gereklidir ve kırılganlık olmadan büyüme de olmaz.’’
Kırılgan yapım ile yüzleşmem ve onun benim için bağırıp çağırmayan, sessiz ama bir o kadar da etkili gücüm olduğunu fark etmem elbette defalarca kırılmamın yanında sanatla ve özellikle yazma halim ve de Gabor Maté’nin kırılganlığa dair konuşmasına şahit olup üzerine çokça düşünmem ile şekillenmişti.
Kırılganlığın yaşamımızdaki gizli bir bahçe olduğunu düşünsek... Bir denesek... Belki daha başka olabilir her şey... Bizi üzen durumların açtığı yaraların yarattığı kırılganlığı yaşamda bir mertebe gibi görmeye çalışalım. Çalışalım ki içimizdeki belki o sessiz gücün de tadını çıkarabilelim. Çıkarabilelim ki artık umudumuz olmayan şeyleri hislerimizle anlayabilelim.
Kırılganlığımızla gelen ışığımızın parlaklığına...
04.04.2026
22.32– Cunda




Yorumlar