Ketut etkisi
- Ulviye Yaşar

- 5 May
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 May
“Bir şey denemeye cesaretimiz olmasa hayat nasıl olurdu?” Vincent van Gogh

Hayatımızın öznesini değiştirmeyi ve yaşam tarzımızı yeniden belirlemeyi gerçekten istiyorsak eğer o vakit bir Ketut’a çok ihtiyacımız var demektir. Benlik yansımalarımıza ayna olan, bilip de unuttuklarımızı anımsatan... Çünkü bazı zamanlar o kadar soyutlanıyoruz ki hayattan kendimize bakmayı, iç dünyamızdaki karmaşanın yarattığı yaraları iyileştirmeyi... Nelerle varlığımızı hissettiğimizi... Hangi düşüncelerin bize iyi geldiğini... Tüm bunları sağlıklı ritme getirebilmek için de bize yanımızda olduğunu hissettiren kişi / kişilere çok ihtiyacımız oluyor.
Eat Pray Love filminde Julia Roberts’ın canlandırdığı başrol Elizabeth’in, Bali’de kaldığı sürede geçmişten gelen tüm yaralarına ve iç dünyasındaki karışıklığa bir çözüm bulmak ve yaşamına doğru şekilde bir yön verebilmek için yanına gittiği Ketut gibi… Bazen hayatımızı renklendiren bir arkadaşımız, bazen saatlerce konuştuğumuz, adeta sığınağımız olan bir dostumuz; bazen partnerimiz, bazen ailemizden biri, bazen de sadece tanış olduğumuz biri… Bizim, çok uzun süredir ihtiyacımız olan ama belki de henüz hazır olmadığımız için hayat defterimizden tek bir sayfa dahi ayıramadığımız; fakat günün birinde mutlaka hayat yolumuza dahil olan bir Ketut’umuzun olduğunu düşünüyorum. Hatta düşünmekle kalmıyor, buna en derinlerden inanıyorum. Bu konuda oldukça şanslı olduğumu bilmek de ne zaman savrulsam kendimi iyi hissettirenlerden... Ne şanslıyım ki çok uzun yıllardır hayatımda olan ama son yıllarda hayatın getirdikleri ve götürdükleri üzerine ettiğimiz sohbetlerde kendimi yalnız hissetmeme kati suretle izin vermeyen ve her daim yanımda olan ve olacak olan çok sevdiğim sığınağım olan dostum da yaşamdaki ruhu ve karakteri muazzam Ketut'larımdan biridir. Ve onunla geçen gün ettiğimiz sohbetten bana kalanların bu satırları şekillendiriyor olması naçizane ona teşekkürümdür. Çünkü “Evrenin Ulu Mimarı”, yaratıcı, kâinat — adına ne demeyi tercih edersek edelim — “o”, bize bir şey söylemek istediğinde bunu muhakkak birine söyletir düşüncesinin uzun yıllara dayanan benimsenişinden bahsetmek geldi içimden. İşte bu sebeple bugün bu rüzgâra kapılacağız. Belki biraz poyraz olabilir ama sonrasının tatlı bir melteme dönüşmesinin yüksek ihtimaliyle beraber…
“Ders, sen öğrenene kadar devam eder.” demişti çok sevdiğim bir yakınım. Bir süre önce sohbetimiz esnasında yer verdiği bu sözün, yaşamımın bir noktasında ve tam da idrak edebileceğim bir zamanda bende kendine yer bulabileceğini tahmin etmiştim. İşte şimdi kendisini çok iyi anlıyorum. Çünkü anlamaya arzum, içselleştirebilmeye ruhum, farkındalığımı eyleme dökmeye bedenim şimdi hazır. Bedenimin tüm hayırlara verdiği fizyolojik ve psikolojik tepkimelere karşı bir zırh gibi… Evet, bu hayatta her şey bizimle ilgili değil. Ancak önceden de aldığımız, tekrara düştüğümüz o dersi layıkıyla öğrenmek de bizim elimizde; o dersten sadece geçer not almak da… Fakat hayat amaçlarımızdan biri, hatta belki de en büyüğü, içimizde doğmaya çalışan o en kuvvetli benliğimizi gururla ortaya çıkarmak ise; o dersten geçer not almamızın, mutlu ve tatmin duygusu yüksek biri olarak yolumuzda ilerlememize yararı namümkündür, demek bana kalırsa yerinde bir şahsi görüş olur. Buradaki asıl bakmamız gereken durum ise, bu yolu yürümeye cesaretimiz var mı? O derslerden sadece AA ile geçmeye değil, yaşadığımız süre boyunca deneyimin getirdiği kıvancı gururla taşıyabilmeye sonsuz arzumuz var mı?
Belki de Bu da Geçer adlı kitabında, Ece Temelkuran’ın kaleme aldığı şu satırlar gibi durmak lazım hayata karşı: “Cüret ediniz; çünkü düşünmeye, söylemeye, yaratmaya, sevmeye, yaşamaya da cüret edilir. Kimse gibi olmamaya cüret edilir. Ancak böyle genişler hayatın sınırı, sınır diye bize gösterdikleri o çizgi.”
Hiç bitmeyecek olduğunu bilmemize rağmen kendi ilmek ilmek dokuduğumuz yolumuzda bize fısıldayan kişi / kişilerle henüz tanışmadıysak dahi, günün birinde mutlaka ruhumuzun o kişileri fark edebileceğine dair inancımıza sarılmaya ve buna da tüm varlığımızla cüret etmelerimize…
05.05.2026
20.27 - Budva / MONTENEGRO




Yorumlar