Şerefe 2026
- Ulviye Yaşar

- 8 Oca
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 26 Oca
Yaşananlara, yaşanamayanlara, iyi ki yaşanmışlara, keşke yaşanmasaydılara...
‘’Bir kez daha ayıl, kendine gel ve yine uykudan uyan.’’ Marcus Aurelius

İç açıcı olmaktan uzak, iç acılarımıza yakın olan 2026’nın ilk yazısıyla merhaba. Bugün birlikte geçtiğimiz yılın muhakemesini yaparak, kâh “iyi ki” ler ile kâh “lanet olsun” lar ile içimize bakalım istiyorum. Önceki 34 yazımda da değindiklerimden anlaşılacağı üzere, hayatta en büyük derdi kendiyle olan ve hayatını iyileştirme isteğine doyasıya bürünen biriyim. Gün geçtikçe de artan… 2025’in sonlarından beri de arşta bir vaziyette… Geçen yıl da yine bu zamanlar kendimle bu minvalde derdim vardı. O yüzden 2025’in ilk yazısı olan “Kendi ışığınla” ile, düşünceleriyle resmen büyülendiğim ve bana hayatımı derinden sorgulatan Fransız filozof André Comte-Sponville’in “Mesele iyileşmek değil, asıl mesele yaşamak.” alıntısı ile benzer bir konuya yer vermiştim. Bu yıl da kısmen böyle bir sancı hâli… Artık “Tarih tekerrürden ibaret…” mi deriz, yoksa “Aşılamayanların sınavı…” mı deriz, bilmiyorum. Ama bazı konularda almam gereken dersleri alamadığımın çok açık olduğu ortada. Nedir onlar? Hayatımı iyileştirmek amacı doğrultusunda yaşamda yol almak için gayret gösterip parçaları da buna göre birleştirirken, bana iyi gelmeyenleri eleyip iyi gelenleri kucaklarken öyle şeyler oldu ki… Nehrin suyu tersine aktı sanki. Böylece zaman zaman kendimi regüle etmem de bir hayli zorlayıcı oldu. Sonrasında anladım ki 2027’de de aynı dert konusu benimle gelmesin diye daha fazla gayret ve köklü bir değişiklik gerekiyor. Aynı konuyla buzdağının görünen yüzeyinde uzun bir süredir sınanıyorum madem, o hâlde soruyorum kendime: “Hiç mi yol almadım?” Yaşamda benim dışımda evrilen öyle sonsuz şey var ki… Yol almadığım hissine bir an olsun kapılıp “Hayır” yanıtını vermek, sadece kendime değil yaşama da haksızlık olur. Yol aldım, elbette. Aldım almasına da nasıl bir yıpranmışlıkla, tartışılır. Yeni sorum: “Peki neden bir sene sonra yine aynı yerde gibi hissediyorum?”
Sarsan, silkeleyen süreçten sonra bu yılki “Yapılacaklar Listem” de “Yaşamak istediğim hayat için doğru cevapları bulabilmek” ilk sırada yerini aldı. Pek tabii bunun için önce doğru soruları sormam gerekiyor. Bu adım, bir sürü anahtarla dolu anahtarlıktan şans eseri tek seferde doğru anahtarı bulmuş olmak gibi hissettiriyordu. Listemi yazacağım diye masa başına geçtiğim vakitte tek maddeden sonra hiçbir şey yazamadım. Çünkü ilk satır aslında geride kalan bir senenin neden öyle olduğuna dair görünmeyen cevaptı sanki. Tam olarak istediğim gibi ilerlememiş olmasına… Bunda kendi payım çoktu. Bu da zaten kendiyle derdi olan biri için şaşırılacak bir durum değildi. “Yaşa ama gömülme” derler ya hani… Bu sözü sevmeme ve doğru olduğunu düşünmeme, önceki yıllarda bazı konularda deneyimleyip iyi sonuçlar almış olmama rağmen, geçtiğimiz yıl yaşayıp gömüldüğüm çok an oldu. Zıttı mümkün değildi anlar… Terzi–sökük misali işte… Son bir iki aydır bazen farkında olarak, bazen de farkında olmayarak kendimi kendimle savaşırken bulma anlarım çok fazlaydı. Hatta biraz daha ileri gidip hayatla savaş eylemine de dönüşmedi desem yalan olur. Bu yüzden de yaşayıp gömülmeden duramadığım çok açıktı. İyi bir şey olduğunu katiyen söyleyemem ama iyi geldiği anlar oldu. Tüketmek için… Meğer ben, içimde bir şeyler tükenmeden bir sonraki aşamaya geçemiyormuşum. Bu bana da yeni. Yüzeysel şeylere dâhil bir durum değil elbette. Zaten burada yüzeysellik hiçbir zaman söz konusu olmadığı için derin bir şey olduğunu artık söylememe gerek yok sanırım. Keşke o denli gömülmeden üstesinden gelseydim birtakım şeylerin ama bir yandan iyi ki de öyle oldu. O zaman bana doğru gelen öylesiydi. Şimdi düşününce külliyen yanlış ve gereksiz olsa da… Hata demiyorum; bile bile lades anlarına hata demek hafif çünkü. İçleri boş yere onca emekle dolu küfeleri aylarca çölde taşımak gibi… Öğrettiklerine iyi ki diyeyim yine de… Listemdeki ilk maddeye tekrar gelecek olursak; hayatımı iyileştirmek için doğru soruları sorarak, doğru cevapları da almaya açık olarak, yaşamayı çoğaltıp gömülmeyi azalttığım yeni bir yıl bir için savaşım bu kez daha kuvvetli. Diğer türlüsünü kolay sanırdım. Oysa bir hayli yanılmışım. O yüzden 2026’nın ilk eyleminde “Yaşa ama gömülme” deneyimi var.
Çok sevdiğim sanatçı Gaye Su Akyol’un ‘’Şerefe’’ adlı şarkısında da dediği gibi:
Bütün dertler sizin olsun bana ne
Benim derdim kendimle
Şerefe geleceğe
Şerefe gençliğime
Şerefe gidenlere
…….
08.01.2026
22.00 – Alsancak / İZMİR




Yorumlar