top of page


Eudaimonia
“Mutluluk amaç; felsefe ise yol. Herkese iyi yolculuklar.’’ André Comte-Sponville Mutlu muyum? Bu soruyu bir kez kendinize okkalı bir şekilde sorduğunuzda, kafa karışıklığına sebep olmaması imkânsız diye düşünüyorum. Çünkü mutluluğun ne olduğu, nasıl olduğu, ilk çağlardan itibaren filozoflar tarafından düşünülmüş; nedeni ve nasılı için yüzyıllardır birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya da devam ediliyor. Hatta Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne “mutluluğu arama hakkı” temel

Ulviye Yaşar
7 Haz 20253 dakikada okunur


The Dark Side of the Moon
“ Işık gibi: sevgi de en çok, en karanlık yerde parlar.” Leonardo Da Vinci Sfumato tekniğini kullanışı ve daha fazlasıyla yüzyıllardır kendine hayran bıraktıran Rönesans dönemi efsanevi sanatçısı Da Vinci’ye sonsuz saygımla ekliyorum; ama geldiğimiz o karanlık dehlizlerin etkisinden çıkamadan, o yerlerin aydınlığında bile olsak parlamayabiliyoruz bazı zamanlar... Pink Floyd’un hiç eskimeyen, müthiş albümünün adına yazımın başlığında yer açışımdan ve giriş bölümümden de fark

Ulviye Yaşar
28 May 20254 dakikada okunur


Panta Rhei
Mutluluğa Giden Felsefe: Stoacılık “Her şey akar.’’ Herakleitos Pre-Sokratik Antik Yunan filozofu Herakleitos'un öğretisini tanımlayan Antik Yunanca bir aforizma ile on dokuzuncu yazıma “merhaba” diyerek, farklı nehirlerde yüzelim istiyorum. Yaşam, nehirlerin sularına benziyordu Herakleitos için. Her şeyin akıp gitmesi, hiçbir şeyin aynı kalmamasına yani… Stoacılar da bu akış hâlinde dinginliği arayanlar olarak geçiyor, araştırmalarda. Giriş cümlelerimden de anlaşılacağı üze

Ulviye Yaşar
21 May 20255 dakikada okunur


The Icons Effect
“Kendinizi yalnızca, sizi daha yükseğe çıkaracak insanlarla çevreleyin. ” Oprah Winfrey “Allak bullağım ben.” diyordu Sayın Bay Rock Yıldızı Teoman, Özgür Mumcu’nun Aslında Bakarsan adlı podcast programında. İhtiyacım olan üç kelimeyi telaffuz etmişti adeta, duyana kadar bilmediğim, düşünene kadar anlayamadığım… O kadar özetti ki bir şeylere… Kendim bile kendime kendimi özetleyemezken… Kelimelere olan ihtiyacımın, insanlara olan ihtiyacımdan daha fazla öne geçtiği şu son zam

Ulviye Yaşar
9 May 20253 dakikada okunur


Kişisel Bir Şey
“ Yazacak hiçbir şey yoktur. Sadece bir daktilonun başına oturur ve kanarsın.’’ Hemingway Eski dönemlerde yazan o şahane isimler gibi daktilom henüz yok belki ama onlara öykündüğümden, alma fikrim her geçen gün artıyor. En nihayetinde, neye öykünüyorsak ona doğru çekilmiyor muyuz zaten? Evet, yıl 2025 ve ben daktilo almaktan bahsediyorum. Neden bu kadar çok eskiye, eski zamana, eski zaman değerlerine susamışlığım? Bilmiyorum. Yoksa konu aidiyet mi yine? Ait olamamak mı ya da?

Ulviye Yaşar
5 May 20253 dakikada okunur


Festina lente
“İnsanın asıl doğum yeri, kendisine ilk kez akıllıca baktığı yerdir.” Marguerite Yourcenar Batı felsefesinin kurucularından biri olarak kabul edilen Atinalı Yunan filozof Sokrates’e göre, kendine bakmak; her şeyden önce ruhu için dertlenmek ve ona özen göstermektir. (epimeleia tēs psychēs). Yunanca bir kavram olan “epimeleia heautou” ise yine Sokrates’in tanımına benzer şekilde, kendi içinde dertlenmek ve kendine özen göstermek anlamlarına gelmektedir. Biraz deşince ve düşün

Ulviye Yaşar
20 Nis 20256 dakikada okunur


İçimizdeki reçete III
“Bazen, devam etmek, sadece devam etmek insanüstü bir başarıdır.’’ Albert Camus Geldik “İçimizdeki reçete” serisinin üçüncü ve son yazısına… Bir önceki yazıda duygusal esneklik ve salınmaya değindikten sonra, şimdi de sıra altıncı ve yedinci yansımalarımız olan “Evet” diyebilmek ve Değişim – Dönüşüm… Önceki yazılarda “Hayır” diyebilme konusuna bazen yüzeyde, bazen de derinlerde yüzerek değinmiş, ama “Evet” diyebilmek konusuna hiç somut ve detaylı şekilde yaklaşmamıştım. Çünkü

Ulviye Yaşar
18 Nis 20255 dakikada okunur


İçimizdeki reçete II
“Fakat hayat, sadece tat alarak değil, tatsız zamanlarda da baş ederek, doygun bir hayat olarak yaşanır.’’ Wilhelm Schmid Bugün yine çokça düşünelim, “Böyle de olabilir mi?’’ diyelim ama biraz da ruhsal olarak esneyelim ve salınalım istiyorum. Malum, diğer türlü hayatın pek katlanılır olmadığını, hayat bize göstermek için her daim elinden geleni yapıyor. Özellikle de bazı zamanlar... İçimizdeki reçete serisinin ilkinde manevra, “Hayır’’ diyebilmek ve kabul üzerine yansımalard

Ulviye Yaşar
17 Nis 20255 dakikada okunur


İçimizdeki reçete I
“Kalbin başkalaşması muhteşem bir şeydir. O noktaya nasıl gelirseniz gelin.’’ Patti Smith Amerikalı müzisyen, ressam ve şair Patti Smith’in bu sözü ile epey bir zaman önce tanıştığımda söze resmen bayılmıştım ve hemen telefonumdaki notlara kaydetmiştim. Tabi zihnimin arka planında her daim olan sözlere de eklemiştim. Benim için çok şey ifade eden diğer bazı anekdotları eklediğim gibi… Japon, gazeteci, çevirmen ve yazar Haruki Murakami’nin “Sahilde Kafka’’ adlı kitabındaki ş

Ulviye Yaşar
27 Mar 20256 dakikada okunur


Hepimiz kendimize körüz.
“Kendimi kendi dışımda arayışım çok uzun sürdü.’’ Carl Gustav Jung Jung’un bu sözü doğruluğu ötesi olmayan bir dozda benim için… Fakat kendisine tüm saygımla eklemek istiyorum ki, insanın kendini kendi içinde arayışı da pek kısa sürmüyor. Böylesi değerli bir sözü bizlerle tanıştırdığı için de kendisine minnet borçlu gibi hissediyorum. Çünkü hayatıma öyle bir noktada girdi ki, ister istemez bir şeyler aynı kalamadı ben de… Sonrasında da aynı olmayacağımı tarifsiz derecede h

Ulviye Yaşar
20 Şub 20254 dakikada okunur


Dışarıda hiçbir şey var.
“Ritim yoksa anlamda yok.’’ Duke Ellington & Irving Mills P eki nedir bizim kalp ritmimizi değiştiren? Serotoninimizi, dopaminimizi doyasıya arttıran? Aşk mı? İş mi? Hobilerimiz mi? Bambaşka bir şey mi? Aşk, hastalık mı? Şifa mı? Bazen ikisi aynı anda ya da zaten her daim bir arada mı? Bu tamamen bir başka yazının konusu… Diğerlerine de sıradaki yazı aralarında elbet değinilir. Biz şimdi gelelim bambaşka bir şey kısmına. Olduğumuz biz, olmamızı bekledikleri biz… Peki ya bu ik

Ulviye Yaşar
7 Şub 20255 dakikada okunur


Kendi ışığınla
“Bedenlerin yaşamak için tükettikleri kendi ışıkları vardır, yanarlar, dışarıdan aydınlatılmazlar.’’ Egon Schiele Expansion, Half Life | Bronze with Electricity, Paige Bradley Fransız filozof ve yazar André Comte-Sponville, “Mesele iyileşmek değil, asıl mesele yaşamak.’’ dediği o videoya, o ana tanıklığım tamamen tesadüftü ve öylece kalmıştım resmen… Zihnim o an o kadar çok şey düşünüyordu ki olduğum yerde, iki dakikadan az bir süre içerisinde ne kadar yorulabildiğime şaşırmı

Ulviye Yaşar
15 Oca 20254 dakikada okunur


Yıl sonu iç döküşü, biraz ikigai / raison d'être ve bir tutam kaizen
“İçindeki çoklukları verimli bir şekilde yönetmek, yaşama sanatıdır.” Pınar Eğilmez Blog oluşturma fikriyle yolum on yıl önce kesişmişti. Noel ve yeni yıl teması denince akla ilk gelen isimlerden olan New York Times Bestseller yazarı Debbie Macomber’ın Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var adlı kitabını keyifle okuduğumda, ana karakterin (Katherine O’Connor) başkaları için yeni yıl mektupları yazması ilgimi çekmişti. Kışın büyüsü, tadında gelişen keyifli olaylar, Noel ve yeni yıl

Ulviye Yaşar
27 Ara 20244 dakikada okunur


‘’The let them theory’’ ile karış zamana
“Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.” Charles Baudelaire Ne zaman yoğun bir döngü içinde olsam, ne zaman bir şeylerin üzerine çok fazla düşünsem, ne zaman kendime çok yüklensem, Fransız yazar ve sanat eleştirmeni Charles Baudelaire’in yukarıdaki sözünü okumak veya anımsamak adeta dinginlik kapısına geçiş anahtarım oluyor. Kendimizden, zihnimizden hatta belki bedenimizden biraz olsun sıyrılıp herhangi bir şeyle sarhoş olabilmek... Bize iyi gelen,

Ulviye Yaşar
10 Ara 20243 dakikada okunur


İçimizdeki Güzel Çağ / Belle Époque
“Dans eden bir yıldız doğurabilmesi için insanın içinde kaos olmalıdır.’’ Nietzsche Bir önceki yazımda son birkaç aydır içimde hissettiğim müthiş bir kendim olma arzusuna, “ Hayır’’ diyebilmeye, çevremizi arındırmaya, dolayısıyla kendi içimizde de arınmadan bahsetmiş, son kısımda da kendimizi kendimizle merkezlemeye değinerek sonlandırmıştım. Bu satırların önceki yazımın devamı olmasını tercih ettiğim için birkaç dakika boyunca neşteri alıp, bu sözü biraz deşmek ve her zaman

Ulviye Yaşar
26 Kas 20245 dakikada okunur


Kendi ritminle
“Dünya öylesine karmaşık, dolaşık ve fazlasıyla yüklü ki, biraz aydınlık bakabilmek için seyreltmek gerekiyor.” Italo Calvino Bir durabilmek... Bir bakabilmek... Soyutlanarak... Hiçbir şey düşünmeden... Hayatın içinde kendimiz için... Var olabilmek için hep... Bir önceki yazımda “Hayır” diyebilmekten kısaca bahsetmiş, son kısmında ise “Sonunda gelinen yer” diyerek bir şeylerin kendi içimde netleşmesiyle yazıyı noktalamıştım. Bu yazımı da, bir önceki yazımın istemsizce devamı

Ulviye Yaşar
10 Kas 20243 dakikada okunur


Bazen dolunayda, bazen yeniayda ya da bir zamanda
“Dünyayı nazik bir şekilde de sarsabilirsiniz.” diyor Gandhi. “Kendi dünyamızı da...” diyerek ekliyorum. Bazen dolunayda, bazen yeniayda ya da bir başka zamanda… Kendimizi daha da fark ettirecekse, bir de en afilisinden bir sarsıntı iyidir arada ya da çoğu zaman... Bedenimizdeki tüm hücrelerimize ve her bir ruh parçamıza küçük ölçekli bir deprem hali... Nasıl mı? Hadi biraz deşelim. Amerikalı çevreci yazar Paul Hawken’ın dediği gibi, “Yaşamınızda sizi mutlu, doyumlu hatta

Ulviye Yaşar
20 Eki 20242 dakikada okunur


Yaşam, biraz tragedya biraz operet
Görülebilir saklanmış da olabileceğini, görülemeyenin bilinebileceğine... Hayatta farklı rollerimiz, farklı kimliklerimiz var. Onlarca “biz” var. Her yerdeki biz bambaşka. İş çevresinde, ailede, arkadaşlıkta, ilişkide vb. Liste uzar gider. Hayattaki roller değişir. Kimlikler fark edilir. Frekanslar evrilir. Hangi “Biz” in en kendimiz olduğunu anlamak için yüzlerce şey önümüze serilir. Gemimizin rotası ve millerin varış amacı hep kendimizi keşif olursa, o rollerimizden, kimlik

Ulviye Yaşar
3 Eki 20243 dakikada okunur


Bir akım olsaydım bu ‘’ekspresyonizm’’ olurdu.
Hayatta bize nelerin rehber olacağını bilemeyebiliriz. Bazen zihindeki bir imgenin, bazen meditasyondaki bir nefesin, bazen karakalemin karası, bazen Caravaggio ve Rembrandt’ın ışığı, bazen de Bernini’nin draması... Arayışım bir merdiven olsaydı, şimdi üçüncü basamağındayım. Kelime ve renkten sonra ise “Aitlik” sorgulamasındaydım. Kaç basamaklı bir merdivendeyim, ben de bilmiyorum. Varmak istediğim yeri de bilmiyorum. Hoş, büyüsü de bu ya zaten. Sadece çıktığım basamaklar art

Ulviye Yaşar
19 Eyl 20242 dakikada okunur


Konu hiçbir zaman ‘’pembe’’ değildi.
“İ nsanların da, kültürlerin de renkleri var.’’ Devrim Erbil Peki, neydi benim rengim? Hayattaki kelimemin arayışından sonra, hayattaki rengimin arayışındaydım. Aslında hayatımın arayışındaydım. Elbette bu, büyük bir ana başlıktı. Ben de alt başlıklardan başlamaya karar verdim. Sanırım böylesi daha az sancılı ve daha kolay hazmedilirdi. Spirituartalism... Evet, bu kelime tam olarak aradığım kelimeydi. Literatürde olmayan... Kendimi ait hissettiğim iki alanın karışımıydı. Aslı

Ulviye Yaşar
5 Eyl 20243 dakikada okunur
bottom of page
